Sınırı ihlal eden kadınlar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne sadece iki gün kala, İstanbul’da üniversite öğrencisi Özge Gündoğan, ayrıldığı sevgilisi tarafından bir otobüste kurşunlanarak öldürüldü. Cinayet, gazetelerde yine ‘aşk cinayeti’ ve ‘kıskançlık cinayeti’ başlıklarıyla verildi. İstanbul yerine diyelim ki aynı cinayet Mardin’de işlenseydi aşk yerini töre kelimesine, kıskançlık ise namus kelimesine bırakacaktı. Şiddetin dildeki tezahürü olan bu kelimeler, şiddetten daha fazlasını, kadına çizilen sınırları belirliyor. Peki, ama sınır nedir? Bir sınır varsa bunun içinde veya dışında olmak, sınırların dışına çıkmak ve  sınırları zorlamak ne anlama gelir, dahası sınırlar kimler tarafından belirlenir?
Irk, etnisite, yaş, din
Ayizi Yayınevi’nin kurucularından Aksu Bora’nın yayına hazırladığı, Elif Çelebi, Didem Havlioğlu, Ebru Kayaalp imzası taşıyan “Siyasal İktidar, Toplumsal Mekân ve Kadına Yönelik Şiddet” alt başlıklı “Sınır Bilgisi” isimli kitap, bu soruya odaklanıyor. 2012 Mayıs ayında İstanbul Şehir Üniversitesi’nde düzenlenen “Kadın, Şiddet ve Güvenlik” çalıştayında yapılan sunumların bir derlemesi olan kitap, kadınlığın bir toplumsal kimlik olarak yaşandığı temel kabulünden yola çıkıyor ve kadına yönelik şiddetin arkasında yatan önemli bir nedenin kadınların ‘sınır ihlalleri’ olduğuna işaret ediyor.
Kitapta, sınırın içinde ve dışında kalan kadınlar; sınırları ve dolayısıyla mekânı belirleyen toplumsal pratikler, iktidar yapısı, siyasi ve hukuki sistem; mekana göre kurulup geliştirilen sınıf, ırk, etnisite, yaş, din veya cinsiyet algıları her makalede ayrı bir bağlama oturtularak tartışılıyor. Örneğin muhafazakar çevrelerde evinde mini etek giymesine izin verilen kadını, sokakta aynı eteği giydiğinde ‘ahlaksız’ bir kadına dönüştüren toplumsal ahlak normlarının yanı sıra, ‘ahlaksız’ kadının şiddete, tacize ve tecavüze uğramasını ‘rıza’ bahanesiyle normalleştiren hukuki sistem de irdeleniyor.
Şiddetteki artış
Her biri farklı akademisyenlerce yazılan makalelerden birinci bölümdekiler “Cinsiyetin Üretildiği Bir Alan Olarak Mekân”, “Evin Dışında Ailenin Himayesinde: Kadınların Kent Deneyiminde Güven ve Temizlik”, “Mahrem Alanda Fit Olmak: Kadınlara Mahsus Spor Salonları”, “Türkiye’de Evlilik Programları ve Makbul Aile” başlıklarını taşıyor. İkinci bölümdeki makaleler ise şunlar: “Aile, Devlet ve Piyasa Kıskacında Boşanmış Kadınlar”, “Türkiye’de Kadın Sığınma Evleri: Yasal Süreçler ve İdari Uygulama”, “N.Ç. Davası: Tecavüze Razı Olmak ve Kadın Ahlakı”, “2011 Van Depremi: Bir Mücadele Alanı Olarak Yardım”.
Feminist literatür bu kadar genişken, hatta tek başına Ayizi Yayınları kurulduğu 2010 yılından beri 25 ‘kadın kitabı’ çıkarmışken “Sınır İhlali” kitabının okunmaya değecek farkının ne olduğu sorusuna giriş yazısında şu yanıt veriliyor: “Bu kitabın temel kaygısı ve çıkış noktası, Türkiye’de kadına karşı şiddetin son 10 yılda çarpıcı ve endişe verici bir artış göstermesine karşın meselenin akademik alanda yeterince tartışılmamış olmasıdır.”
Kitap, bu zamana kadar yapılan tartışmaları, şiddetin muğlak, ‘kadın’ın ise tek ve mutlak bir kategori olarak tanımlanması nedeniyle eleştiriyor. “Karşılaştığımız çıkmazlar, son 40 yıldır yapılan feminist çalışmalardan yararlanılarak aşılmak zorunda,” iddiasını taşıyan kitap, feminist mücadeleye sırtını çevirmeden, yeni mücadele arayışlarına kapı aralama çabasında.
Milliyet Kitap- Mart 2014

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s