‘Tarihini gömen geçmişini de gömer’

Havaalanı’ndan Kars merkezine doğru arabada ilerlerken taksici, geçtiğimiz yerleri tanıtıyor: “Bak, burada kaz heykeli vardı kaldırdılar”, “Burada kadın heykellerinin olduğu süs havuzu vardı, o da gitti”, “Şurada gördüğünüz camları kırık bina eskiden hastaneydi, kapattılar.”

Sanki şimdi yerinde olmayanları sıralamazsa Kars eksik kalırmış gibi anlatıyor. Doğduğundan beri, 30 yıldır, yaşadığı Kars’ı hayalimizde tamamlamamızı istermiş gibi…

Onunla birlikte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ucube” diyerek ‘yıkılsın’ talimatı verdiği İnsanlık Anıtı’na gidiyoruz. “Gazetecisiniz siz bilirsiniz” diye lafa başlayıp “Madem bu heykel yapıldı, şimdi niye yıkılsın ki?” diye soruyor. Ama yanıt istemediği belli, artık yürüyerek devam ettiğimiz, heykele çıkan parke taşları sökülmüş – “Bu taşları da söktüler, yazıktır!” diyor –  yolda konuşmaya devam ediyor: “Bak ablam, bu soruya bir sürü siyasi cevap verirler. Ben siyasetten anlamam. Bildiğim şudur; tarihini gömen geçmişini de gömer. Bundan sebep heykel yıkılmasın!”

Kars’ta Başbakan’ın ziyaretinden sonra “Çay içersiniz değil mi sıcak sıcak?” sorusuyla başlayan sohbetlerin konusu, daha çaylar masaya gelmeden İnsanlık Anıtı’na geliyor. “Heykel yıkılacaktıysa neden bu kadar masraf edildi?” ana soru. Kars’ın yıllardır çözülemeyen sorunu susuzluk; içme suyu şebekesi ve arıtma tesisleri yok. İçme suyunda arsenik olduğu, birkaç gün önce bizzat Sağlık Bakanı Recep Akdağ tarafından açıklandı. Şehir merkezinde bile çoğu cadde ve sokak asfaltsız. Haliyle heykele harcanan parayla kaç sokağın asfaltlanacağının hesabı yapılıyor, su sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin fikirler çarpışıyor. Ama harcanan para için öfkeli sözlerini “Bu kadar para madem harcandı heykele, yıkılmasın!” diye noktalıyorlar.

Başbakan’ın İnsanlık Anıtı’nın “gölgesinde” kaldığını söylediği, heykelin karşısında kalan, Ebul Hasan Harakani türbesi restore edilirken yapılan yeni merdivenlerden 12 Horanlar Kilisesi’ne çıkılıyor. Kilisenin kapıları kilitli, etrafta görevli yok. Bakımsız bahçesiyle kaderine terk edilmiş gibi duruyor.

Türbe ve kilisenin hemen arkasındaki Fayton Pazarı’nda bir esnaf,  “Benim bu söyleyeceklerimi artık yazabilir misin, yazamaz mısın bilmem” diyerek konuşmaya başlıyor: “Heykeli mi soruyorsun? Bak kardeşim! Bu heykel Ermenilerle dostuk için yapıldı. Onlar bize elini uzatmış, biz geri çevirmişiz. Şimdi birileri çıktı elimizi uzatalım, dedi. Bak heykele! Birbirine elini uzatmış iki insandır. Bu da birilerine ağır geldi. Mesele budur!”

Sonra sohbet ettiğimiz bakkalın bulunduğu binanın arkasında “Burası Ermenilerden kalma, şimdi bizde” dediği yarısı yıkılmış, şimdi depo olarak kullanan taş bir binayı gösteriyor. Kars’ta Ermeniler ve Ruslar’dan kalma pek çok binanın bakımsızlıktan yıkıldığını anlatıp, “Tarih bunların hepsi, yazık değil mi?” diye soruyor. “Asimilasyon” diyor, “Bunların hepsi asimilasyondur, heykeli yıkmak da öyledir.”

Azeri olduğunu söyleyen genç bir kadın da İnsanlık Heykeli’nin Ermenistan – Türkiye dostluğunu simgelediği için yıkılmak istendiği, diğer gerekçelerin “bahaneden öte gitmediği” görüşünde: “Bize bir zararı yok ki heykelin, yıkmasınlar.”

Kent merkezinde gıda toptancılarının bulunduğu caddede konuştuğumuz esnaf ise, Kars’ın geri kalmışlığından şikâyet ediyor. Konu ticaret olunca laf, heykel tartışmalarına hiç girmeden, 1993’ten beri kapalı olan Türkiye – Ermenistan sınırına geliyor. “Burası ülkenin en doğusudur, bundan sonra gidilecek yer yok. Yolun sonu anlayacağın” diyor orta yaşlı dükkân sahibi ve devam ediyor: “Otobüs şirketleri bile buraya yatırım yapmıyor. Yol ileriye gitmiyorsa, kapalıysa otobüslerini niye yollasınlar?”

Anlatıklarına göre Ardahan’ın il olmasından sonra,  Kars ülkeler arası geçiş güzergâhından çıkmış;  Tiflis’e gitmek isteyen Ardanhan’dan geçiyormuş, ticaret de oraya kaymış. “Dikkat edin sınır şehirleri gelişmiştir ama Kars geri kalmış çünkü sınır kapalı” diyor biri. Diğeri Ermenistan ile Türkiye arasında imzalanan protokollerle ilgili tartışmanın Kars’ta değil, Türkiye’nin batısında yapıldığını söyleyerek, “Çünkü tok açın halinden anlamaz. Biz burada sınırın açılmasını istiyoruz. İki ülke düşman mı kalalım yüzyıllarca. Geriye dönüp sürekli tartışsak ne olacak, ileri mi gideceğiz? Geri kaldık, diyoruz kimseye anlatamıyoruz. Sınır açılırsa ticaret gelişir, şehir gelişir, biz gelişiriz. Bizim için de Ermenistan için de iyi olur.”

Yüz yıl önce Ermeniler ve Malakanların yaşadığı, şimdiki adı Yalınkaya olan Taşkov Köyü, Ani (Arpaçay) Ovası’nda. Köy şehir merkezine 10, Ani’ye 30 kilometre uzaklıkta. Ani’nin hemen arkası Arpaçay (Ahuryan), nehrin ardı ise Ermenistan. İnsanlık Antı ile ilgili tartışmalar Taşkov’a kadar uzanmamış.“Heykel yıkılsın mı, yıkılmasın mı?” sorusunun karşılığı cevap değil, yine bir soru oluyor: “Hangi heykel?”

Sınıra “Şurada Arpaçay’dan bakınca karşıda Ermenistan’ı görüyorsun, o kadar ki sohbet edersin karşılıklı” kadar yakın bir köyde, heykel tartışmasından çok sınır açılsın mı, açılmasın mı tartışması yapılıyor. Cevap: “Açılsın tabii. Ticaret gelişir, şehir kalkınır. Böyle kalmışız garip biz burada, onlar orada.”

 

Agos gazetesinde 2011 yılında Ayda Karayel mahlasıyla yayınlandı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s