Kürt Sorunu ve Medya

Barış Meclisi, geçtiğimiz hafta, davet metninde özetlediği gibi “çok ağır bedeller ödenen Kürt sorununun çözümünü bir süredir konuşan Türkiye’de” medyanın soruna yaklaşımının tartışıldığı Medya ve Kürt Sorunu Çalıştayı düzenledi.

“Kürt Sorununun Algılanmasında Medyanın Rolü” başlıklı oturumun moderatörlüğünü yapan Necmiye Alpay, Radikal İki’de, deneyimli medya mensuplarının yıllarca uygulanan baskıları – Genelkurmay’dan gazetelere gönderilen fakslar gibi – somut örneklerle anlattığı çalıştayın, tarihi önemde olduğunu yazdı.

Gerçekten de Alpay’ın bu güne kadar kolektif biçimde ortaya pek fazla konmadığını söylediği asker ya da iktidar baskıları, medyada pek dile getirilmiyor. Bunların dile gelmiyor olmasının nedeni medya mensuplarının azımsanmayacak kısmının devlet ideolojisinden farklı bir yaklaşımda olmamaları. Dolayısıyla baskı ‘baskı’ olarak algılanmıyor, Genelkurmay’ın ‘yazılmayacaklar’ emrini içeren faksları kimilerince bir ‘rica’ olarak algılanıyor, tak diye emredilen şak diye yerine getiriliyor. Devlet ideolojisini içselleştirenler, bundan başka ve öte bir söyleme gerek de duymuyor. Bütün Kürtlerin nihai amacının ülkeyi bölmek, parçalamak olduğuna kani olanlar okuru/izleyiciyi/dinleyiciyi, yüksek yerlerden çekilmiş fakslara ya da zorlamaya başvurmaya gerek kalmadan, – kendine ait zannettiği- savına ikna etme görevini gönüllü olarak yerine getiriyor. Tersini sorgulamıyor.

Aslında Kürtlerin ve ‘ötekileştirilen’ farklı kesimlerin – Ermeniler, Aleviler, kadınlar, eşcinseller, TMK tutuklamalarında görüldüğü üzere çocuklar- hakim ideolojinin söylemiyle haberlerde ayrımcı, dışlayan bir bakışla ele alınması sadece belli bir baskının sonucu olsaydı bu tutumun, kurumların demokratikleşmesiyle birlikte değişme ihtimalinden söz edebilirdik.

Bilgi eksikliği ya da tahsilli cehalet…

Ama medyanın Kürtleri de içine alan ‘ötekine’ karşı söyleminin değişmesi için kurumların demokratikleşmesi yetmiyor; içselleştirilen ideolojinin sorgulanması gerekiyor. Medya mensuplarının devlet kanallarından servis edilen bilgileri sorgulamaması da çalıştayda tartışıldı. Kürt sorununda medyanın “bilgi eksikliği” de bu çerçevede ele alındı.

Oysa medyanın Kürt sorunu da dahil pek çok konuda “bilgi eksikliği”nden söz etmek mümkün değil; medyanın asıl sorununu Tanıl Bora’nın ‘tahsilli cehalet’ olarak Türkçeleştirdiği Habermas’ın ‘Halbbildung’ kavramı açıklıyor. Bora, Birikim’de yayınlanan ‘Tahsilli Cehaletin Cinneti’ makalesinde, bürokraside ve akademide olduğu kadar medyada önemli pozisyonlarda bulunan tahsilli ‘seçkinlerin’ refleksleşmiş, ezberlenmiş milliyetçi replik ve jestlerini açıklamak için Habermas’ın ünlü “Theorie der Halbbildung” (Yarı – Eğitimlilik Teorisi) makalesine başvuruyor.

Bora “Türkçesiyle tahsilli cehalet denilebilecek yarı – eğitimlilik ya da yarı – cahillik durumunun, eğitim formasyonunun kalitesinden bağımsız” olduğunu söylüyor. Gerçekten da ‘tahsilli cahil’ olmak için Kemalist ideoloji üzerinde yükselen ve “milliyetçi zihniyet kalıplarını her bilgi alanının zeminine döşeyen” Türk tedrisatından geçmek gerekmiyor. Savunucularının Amerikan eğitiminin nimetlerinden saydığı ‘ben kuşağı’ nın medyadaki temsilcilerinin aynı dertten muzdarip olduğunu görüyoruz. Bora’nın Habermas’tan aktardığı kolektif narsizmle ilgili cümle burada tam yerine oturuyor: “Yarı-eğitimlilikle kolektif narsizmi birleştiren; bir şeylere temellük etme, söze dahil olma, kendini uzman olarak satma ve bir yere aidiyet edâsıdır.” Bora buna, eğitimli orta sınıfın “mala – mülke, en önemlisi kariyere, bir statüye” sahip olma hırsı ile bu hırsın kaçınılmaz olarak birleştiği ‘kazanma’ küstahlığını da ekliyor.

Bu uzunca parantezden sonra, medya seçkinlerinin – en azından bir kısmının- Kürt sorununa kabul edilmiş genel kanıların ötesine bakma ihtiyacı hissetmeden, cehaletle yaklaştığını söylemek yanlış olmaz. Canı isteyen Kürtlerin örneğin iki dil talebini Kürt milliyetçiliğine indirgeyebilir – zira sadece Kürt olmak, milliyetçi olarak yaftalanmaya yetiyor. Özneler, irade, durumlar, nesnellik yok sayılıp ve hiçleştirilebiliyor- ; empati kurasıgelen bir turist edasıyla Doğu illeri ‘seyahati’ sonrası, devrik cümleler kurmanın farz sayıldığı hikaye diliyle, “gittik, gördük çok fakir çok çağresizler” – yoksullaştırmayı sorgulamadan- edebiyatı yapabilir; kimileri Kürt sorununun içiçe geçmiş bütün katmanlarına vakıf olmak için iki gün Diyarbakır’da kalmış olmayı yeterli sayıp çözümlemelere kalkışabilir; kimi ise “Buyrun Doğu ve Güneydoğu sizin olsun, bize sahiller yeter” kışkırtıcılığına soyunabilir. Örnekler bol ama özetle uzmanlık alanı olmadığı halde söze illa da dahil olmak isteyenler, Kürt sorununa ilişkin canı nasıl istiyorsa öyle ahkam kesebilir.

Tartışmalı ‘Beyaz Türk’ tanımının içine girmek istemiyormuş gibi yaparak ama yine de ‘beyaz’ ve yukarıdan bakışla, Kürt sorunu üzerine ‘analizler’ yapmak oldukça konformist, dolayısıyla da risk taşımayan bir ‘etkinlik’. Dışlanan kesim üzerinden dışlayanın incelikli ama çok güçlü bir şekilde aidiyeti pekiştirmesi ise cabası.

Çalıştaya dönersem, burada çizdiğim kadar karamsar bir tablo orada çizilmedi. Kürt sorununun çözümünü zorlaştıran çatışma dilini kullanan medya mensupları olduğu gibi, bu dili kullanmayan, vicdan, ahlak ve gazetecilik etiğini gözeten, her daim kazanan tarafa bağlılık bildirmeden ve aidiyetini ilan etmeden tüm mağdurların haklarını önemseyen çok sayıda gazeteci de var neyse ki. Bulundukları yerde önce şımarık, sonra deli ilan edilip dışlansalar da varlar. Deli ve hatta fişlemelerde ‘terörist’ diye yaftalanmak, iktidarın dikensiz bahçesinde makbul olmaktan her zaman iyidir.

Turnusol, 04 Ocak 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s