Hrant: ‘Tanrı’ Anlatıcıya İhtiyaç Duymayan Bir Hayat

Hrant Dink’in hayatı kitap oldu. “Tanrı” anlatıcı yok bu kitapta; onu eşi Rakel Dink, çocukları, akrabaları, çocukluk arkadaşları yani, onunla birlikte hayatı yaşayanlar anlattı. Tuba Çandar’ın “Hrant” kitabı, Taşnak Rakel’in Çutağının doğum gününde çıktı…

Rakel Dink’in Çutağ’ı Hrant Dink’in, yaşasaydı 56 yaşında olacağı doğum gününde (15 Eylül) çıktı Tuba Çandar’ın Everest’ten yayınladığı “Hrant” kitabı.

Tuba Çandar’ın kitabın girişinde yazdığına göre, Hrant Dink’in hayatını anlatan bu kitap, kapıların açılmasıyla yazılmaya başlıyor:

“Kitap için söyleşilere başladığımda aileden benimle ilk konuşan Hosrof oldu. (…) Bana ilk kapıyı açan Hosrof’tu.”

Hrant Dink’in Agos’taki odasında kardeş Hosrof Dink, Tuba Çandar’a ikinci buluşmalarında “Biliyor musun uykum kaçtı dün gece. Yatakta debelenip dururken, ben ne yapıyorum diye sorup durdum kendime. Birdenbire fark ettim ki aslında konuşmak iyi geliyor… Çok tuhaf ama iyi geliyor” diyor.

Kitabı yazmak için okumaya başladığımda, ilk sayfalarda kendi hayatıma bir kapı açıldı: Bir yakınınız öldüğünde – benim babam – önce konuşamazsınız. Sonra sonra konuşmak iyi gelir. Daha cenaze evinde, babamın çocukluğunu anlatarak, komik anılara güldükleri için öfkelendiğim ailenin yaşlılarının hikâyeleri de sonra iyi gelmeye başlamıştı bana. Kahraman babamın da aynı benim gibi çocukken karanlıktan korktuğunu öğrenmek, iyi gelmişti.

Hrant Dink’i en yakınlarından dinlemek de böyle iyi geliyor. Yayın Yönetmeni olduğu Agos gazetesi önünde katledildiği 19 Ocak 2007’den sonra o kadar çok şey söylendi ve yazıldı ki… İnsan bu yazılıp konuşulanlar arasında Kumkapı’da balıkçı sepetine saklanan çocuk Hrant’ı, kardeş Hrant’ı, Rakel’e aşık Hrant’ı, baba Hrant’ı dinlemek istiyor.

Kapılar açılıyor…

“Khent Hrant” (Deli Hrant) ve “Baron Hrant” adlı iki kitaptan oluşan “Hrant” kitabı, Çandar’ın yazdığı gibi klasik bir biyografi değil. Bir hayata yukarıdan bakan bir “tanrı” anlatıcı yok. Hrant Dink’i eşi Rakel Dink, çocukları Delal, Arat ve Sera Dink; kardeşleri Hosrof ve Yervant; Siranuş hala, Armenak dayı, Zabel yenge ve yeğenleri; Gedikpaşa Protestan Kilisesi’nin yuvasında birlikte kaldığı çocukluk arkadaşları, askerlik arkadaşları, birlikte balık tuttuğu arkadaşları yani kısaca onun hayatını birlikte yaşayanlar anlatıyor.

Rakel Dink kitapta yayınlanan mektubunda Tuba Çandar için, “Üç yıldan fazla bir süredir, hayatımızın içine girdi. Çutağım’ın 53 yıllık yaşamını, neredeyse birlikte yaşamış gibi oldu. Sevinçli, coşkulu, hüzünlü, yorgun, dingin her bir anına süzüldü” diyor.

Okur da kitabın satır aralarında açılan kapılardan Hrant Dink’in hayatına bazen hüzünle, bazen sevinçle, bazen okuduklarından yorgun bir halde süzülüyor.

19 Ocak ve 1915

Birinci kitap “Khent Hrant”, 19 Ocak 2007 tarihinden, Hrant Dink’in katledildiği günden başlıyor adı: “Kaldırım.”

Binlerce kez anlatılan, yazılan o günü bu kez Hrant Dink’in kardeşleri, yeğenleri, gelini, çocukları ve eşi anlatıyor.

“Kaldırım”dan sonra “Sahipsiz Çocuk”a geliyorsunuz. 19 Ocak 2007’den, 1915’e çıkıyor yol. İki tarih arasında 92 yıl var ama arasındaki mesafe bir kitap sayfasının inceliği kadar… Çocuk parmaklarını kanatan incecik kâğıtların keskinliğinde 19 Ocak’ın Şişli’sinden, 1915’in Gürün’üne geçiş.

Hrant Dink’in kardeşi Yervant anlatıyor, anneanneleri Lusiye’nin, 1915’te, Gürün’de esnaflık yapan babası Manuel Aşotyan Efendi’den alınışını. Babasının Ahçig diye sevdiği Lusiye, oradan Sivas’ta bir yetimhaneye veriliyor. Tehcirde karısı ve çocuklarını kaybeden Anto ile evleniyor sonra Ahçig.

Çutak ile Taşnak

Hrant ile Mardin’in Varto aşiretinden Rakel’in hikayesine gelince… Hrant Dink’in arkadaşı Tomo’nun “dillere destan Rakel sevdası” diye anlattığı sevgiyi yani, “Çutak ile Taşnak”ın hikâyesini Rakel Dink anlatıyor:

“Eşim beni Tuzla Kampı’nda gördüğünü söylerdi ama ben onu Joğvaran’dan hatırlıyorum. Ama bir kızın erkeği hatırladığı gibi değil… Hrant Ahparig diye severdim onu.

“Ben ikimizin kız – erkek olarak ilk tanışmamızı ilkokul son sınıfı okuduğum yıl olarak hatırlarım. Bir pazar günü Balat’taki kilisedeyiz. Çutak oraya birkaç arkadaşıyla geldi. İlk kez elini uzattı bana ve merhabalaştık. O anda kızardığımı hissettim ilk kez.

“Ona Çutak, bana Taşnak derlermiş, kimse anlamasın diye. Türkçe karşılığı ‘keman’ ile ‘piyano’ Çutak keman gibi incecik, uzun boylu, yakışıklı bir çocuk. Ben de ona uygun olsun diye herhalde, piyano işte. Hrant’ın hemen arkasından ahparig kelimesi yapışıyordu. Çutak başka bir şey. Onu dediğim an özgürleştim, rahatladım. Sonra hep Çutak’tı benim için. Sevgilim olunca da eşim olunca da hiç değişmedi. Çutak’tı o.”

Birinci kitap “Khent Hrant”, “Hayat Kavgası”, “Muhalif”, “Fakülteden Kışlaya”, “Beyaz Adam”, “Aile Babası”, “Son Ayrılık”; Hrant Dink’in Agos’u kurduktan sonraki hayatını anlatan ikinci kitap “Boron Hrant” ise “Bakmak”, “Dokunmak”, “Görmek”, “Bilmek”, “Ölmek” başlıkları altında bölümlere ayrılmış.

Tam 647 sayfada, Hrant Dink’i anlatıyor onunla birlikte hayatı yaşayanlar; kocaman bir hayat akıyor satır satır. Bir “tanrı” anlatıcıya bile ihtiyaç duymayan bir hayat onunki. Hal böyleyken, susmak, sözü onlara bırakmak gerekiyor.

Ahçig: Kız çocuğu

Ahparig: Ağabey/abi.

Khent: Deli.

Joğvaran: İbadet etmek için toplanılan yer. Kitapta, Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi’nin işlevinden dolayı, “yurt/yetimhane” anlamında kullanılıyor.

Bianet – 18 Eylül 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s